İngiliz Kralı'nın aşırı vergi yüküne karşı Boston Limanı'ndan başlattıkları ayaklanmayla, son 100 yılın en güçlü devletini kuran Amerika Birleşik Devletleri'nin, her daim uluslararası dengeleri belirleyen politikaları olmuştur.
Bunları neye göre, ne şekilde belirlediği; , kimler tarafından belirlendiği ise birer muammadır ki sonuçları açısından hep ilgi çekici olmuştur.
Tarihte biraz hafıza yoklamamız gerekirse, en yakından kendi coğrafyamıza bakabiliriz.
ABD, Ruslara karşı Hindistan, Pakistan, Afganistan ve hatta İran'ı hep etkisi altında ve dengede tutmaya çalıştı. Yakın zaman da süikastte kurban giden Pakistan Devlet eski Başkanı Benazir Butto'nun babası Zülfikar Ali Butto, ABD'nin onayı ve desteğiyle, general Ziya-Ül Hak tarafından devrilip idam edilmişti. Hak kendi otoritesini sağlamlaştırmak için, 1980 sonrasında ABD'nin desteğiyle sınır bölgelerinde ki aşiretlere oldukça geniş özgürlükler tanıdı. Bu aşiretler ise daha sonraki yıllarda bölgede kendi otoritelerini ilan edip Pakistan için sınrı sorunları yaratmaya başladı. Daha sonradan ABD ise Pakistan üstünde bu sınır sorunları ve terörist sızmalar yüzünden baskı oluşturdu.
ABD aynı zamanlarda Ruslar'ın Afganistan işgaline karşı Pakistan'ı kullanarak, Afganlara destek verdi. Afgan mücahitleri CIA eliyle eğiterek silahlandırdı. Bunun için hem İsrail, hem Mısır, hem de Suudi Arabistan'ı kullandı. O dönem eğittiği Afganlar savaş sonrasında, ilişkilendirildikleri Suudilerle birlik olup ABD'ye silah doğrulttu. Usame Bin Ladin'in ABD tarafından finanse edildiği bilinen bir gerçektir. Sonrasında ABD, zamanında Sovyet işgalinden kurtardığı Afganistan'a bu sefer kendisi girdi. Sovyetlerin o dönem tezi, Afganları "özgürleştirmek"ti, bu tezi yıllar sonra ABD sahiplendi.
ABD yıllarca, İran şahı Rıza üstünden oyunlar oynadı. Yeri geldikçe ülkedeki ulema sınıfını kolladı. Sonrasında ulemalar, Şah'ı devirip yerine Humeyni'yi geçirince, ABD en azılı düşmanını yaratmış oldu. Ama gelin görün ki ABD'nin İran'la diplomatik ilişki kurmadığı, aynı masaya bile oturmadışı, devamlı tehdit ettiği bu dönemde, ABD'nin İran'a ihracatı "546 milyon dolar"a çıkıyor. Zaten, 80'li yıllarda ezeli düşman olan Pakistan ile İsrail'i aynı operasyonda birleştirip birbirlerine silah sattıran da (Afganistan için) ABD'ydi.
İran palazlanınca, Irak'ı yani Saddam Hüseyin'i de silahlandıran ve 8 yıl İran'la savaşmasına destek veren de ABD'ydi. Yıllarca Irak yönetimine karşı bir koz olarak tuttuğu Kürt'leri de Saddam Hüseyin'e veren de ABD'ydi. Hüseyin petrolü euro ile satmaya başlayınca, dostluğu bitirip idam eden de, yine onlardı.
Ortadoğu'ya mıh çivisi gibi 1948'de İsrail'i diken, sonra Araplarla savaşında İsrail'e destek veren, ama her ne hikmetse, hala yabancı ülkelere yaptığı mali desteğin yüzde 20'sinden fazlasını Mısır'a yapan da ABD... Ama Mısır ile İsrail'de ebedi düşman.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder